ÇIRILÇIPLAK HAYATA ve BAKİRE HÜZÜNLER
|
|||||||||
http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/aliceyhan.htm













|
|||||||||
http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/aliceyhan.htm
|
ÇOCUKLUĞUM |
|
bulut
vardı
kahve önlerinde düğün oldumu
vardı |
|
YAĞMALANMIŞ YAŞAM |
|
Yağmalanmış bir yaşamın gözbebeklerine oturmuş hüznüne ağlıyorum.... Seni tadıyorum orda seni buluyorum... Kimbilir ne saklambaçlar oynandı !.. Kasırgalar eserken yüreğin kaç kez gizlendi derinliklerine senin. Konuşamadın!.. Söyleyemedin!.. Dilinin ucunda birikti... Artık akmalısın... Yelken açma zamanıdır. Kıvılcımlar fırtınası dolansın bedeninde aşk doğursun. Hakettiğin mutluluğundan sen değil, sebeb olanlar utansın!.. Bence hala sevinçli Sevilmelere layıksın.... |
|
NİL'E GAZEL |
|
Irmakların sevdalısı, uzun saçlısı Sırtına tarihi sarıp düşmüşsün yola Usul usul akıyorsun, derinden zaman saygı duyuyor sana adım adım geliyor peşinden dursan sanki o da duracak gibi arkandan yürüyor edebinden Bilmem hangi dağları emerek dağ gibi bulutları sağarak ovalara, ekinlere, otlara koyuna, çobana, bilcümle kullara can yetiştiriyorsun! söyle bana çöllerin vefâkâr, onurlu kızı: tek başına vadilerden geçerken balıkçılar senden rızık isterken ay utanıp sıkılıp sonunda sereserpe kendini kollarına atarken neler hissediyorsun? Her katren bereket, etrafın cennet Geziyorsun Hızır'la, Mikail'le kol kola Kahire, 1991 |
|
BENİMDİ |
|
yıkık dökük bir ev vardı o ağacın altında o ev benimdi bir de ırmak geçerdi az uzağından kıvrıla kıvrıla inerdi o ırmak benimdi kenarında çiçekler açardı rengarenk kır çiçekleri o çiçekler benimdi kokusunu duyardım odamdan bahar yeliyle eser gelirdi o koku benimdi her sabah güneş doğardı evime, ırmağıma, çiçeklerime sıcağını verirdi o güneş benimdi gün bitip gece geldiğinde ay salınırdı hale hale o ay benimdi bir de yıldızlar bulutsuz gökte geceme kandil gibiydi o yıldızlar benimdi ılık rüzgar pencereme değdiğinde bir çıtırtı ile çağırırdı beni giderdim, dinlerdim o rüzgar benimdi kuşlar vardı cıvıl cıvıl uçuşup duran duyardım seslerini o kuşlar benimdi hangi mevsimse üzerimize düşen yaz, kış, bahar, hazan gelişi sevindirir, gidişi üzerdi o mevsimler benimdi bir de meyvesi vardı ağacımın kızıl kızıl açardı önce çiçekleri sonra meyvelerle dalları çökerdi bir bir okşar severdim o meyveler benimdi ilk yağan karda ılık bir yel eserdi kışın şarkısını söyler gibi o yel benimdi iz bırakmak için karın üstünde basardım basardım biri görür de gelir diye o iz benimdi o sevda benimdi |
|
SÖYLENMEYEN ÇOK ŞEY VAR |
|
Hızlanmamalıydı bu kadar kar üstünde Kayıp düşecek bir yerini incitecekti O incinse ben incinecektim Acıyacaktı bir yerim Tutulmayacaktı uzun boylu ağaçlara Öyle kolayca vazgeçmeyecekti gülümseyen günden Tırmanırken yukarılara düşecek sanırdım Korkardım Yeni dar geçitler bulacaktı orada Eski şehirdi, eski şehirleri severdi Şehirler de onu severdi bilirim Hep peşinden giderdim ‘Bak' derdi yollardaki taşları gösterip ‘Her biri bir tarih bunların' İnanırdım Eğilir okşardım Birşeyler anlatırdı durmadan Anlatır ağlardı ara ara Ben de ağlardım Dayanamazadım Sanki birgün gidecekti birden Birden bitiverecekti birliktelik Birden bitenler ağır gelirdi bilirdim Herkesin bildiğiydi bildiklerim Söylemezdim |
|
ESKİDEN SÖYLENMİŞ BİR ŞARKIDIR |
|
bir çiçek almıştım sana verdiğimde şaşırdın niye şaşırdın bilmem veremez miydim sana bir çiçek konuşamaz mıydım seninle bakamaz mıydım gözlerine duyamaz mıydım yüreğini tutamaz mıydım elinden ben bu kadar sakınılan neydim? giderdin bir telaş ardından bakar bakar bakardım koşsam belki yetişirdim kime gittiğini öğrenir başım öne düşerdi düşlerimden taşardın ellerim mahzunlaşırdı dilim susar, yüreğim şahlanırdı belki ağlardım ben bu kadar kaçınılan neydim? sırtında çantan koşardın bir sağa bir sola işin çoktu işim çoktu bakardın görmezdin söylerdim duymazdın tadını arardım rengini arardım boşlukta savrulurdu eteklerim boşlukta savrulurdu yüreğim sen savururdun ben bu kadar uçuşan neydim? sesim yankılanırdı koridorlarda sesimin aksi senden dönsün beklerdim sesim bir sana ulaşsın dilerdim gerisi vız gelirdi gerisi boş gelirdi kal desen kalırdım git desen giderdim yeter ki bir şey demen için düşlerine bile girerdim farketmezdin ben bu kadar sezilmeyen neydim? |
|
DÜNYANIN BİLMEM NERESİNDE... |
|
sevgili... usul usul adımlayacaksın bu hayatta adımların usul usul basacak yere sen an'ların tadına bakarken ritmini duyacaksın dökülen şelalenin açan çiçeğin ve dünyanın bilmem neresinde verilen son nefesin ey sevgili! anar gibisin biraz nefret katılmışlıkla öfke belki belki bulanmış biraz savdaya, aşk'a... ve sessizliğin ardından haykırışın gelir taa buralara dünyanın bilmem neresinde birşeyleri bekleyen bana sevgili... tutmak isterse elin karanlıktan çıkan aydınlığı uzanırsan boşluğa doğru yüreğin dolar dolar taşarsa ve gözlerin dayanamaz gözyaşına bulanırsa O var bir büyük sevda var adına yaşanan dünyanın bilmem neresinde ben varım umuda tutunan ey sevgili! ben severim ben sevmeyi severim üstelik çalı-çırpı, börtü-böceği çatı katında gezinen ay kediyi ve gözlerindeki gülümsemeyi hatırlar mısın ya sen dünyanın bilmem neresindeki beni sevgili... ey sevgili! |
GÜNEŞ
Boynunu yere serdi adam
Işıkları avuçlamak için
gözlerinden
suskun bir dilencinin
gökçe sözlerle yalvarıyor adam
bir yudum güneş için
bir yudum Kandehar, Kabil görmüş
sonra Bağdat'ta aydınlanan
Dicle'de yıkanmış, serin bir güneş
Güneş "şems"tir
Mavi rüyalarında gezinir çocukların
Buğday ören kadınları terleri serinletir
Güneş varsa hayattasındır
Gözleri kapanırsa güneşin
ağıt toplar çocuklar zeytin dallarından
siyah ve ıslak ve kurşun çekirdeği
Ramallah sokaklarında ebabiller
Beyrut kirpikleri ellerinde gülüyor
toynaklarından kan sızarken güneşin
bir yudum Kerkük, Keşmir görmüş
sonra Basra'da aydınlanan
Nil'de yıkanmış, serin bir güneş
güneşini yitirmiş çocukların
yetim oyunları anasız
bir ağlasa güneş
bir tufana demirli kargılar dökülse sulara
kalkacak yerinden Habil
doğrulacak yerinden Kabil
cinayetler tek tek vurulacak ölümle
suskunluk
ortadoğu
"feinnallahe ye'ti bi'ş-Şemsi minel maşrik"
Gökhan SERTER
ANNABEL LEE
Uzun yıllar önceydi,
bundan çok önceleri
Bir güzel kız yaşardı
Bir deniz kıyısı krallığında
-Belki de hepinizin bildiği-
''''' ANNABEL LEE ''''
Ve hiçbir şeyi düşünmezdi bu kız
Sevilmekten başka
ve sevmekten başka beni
Çocuktuk her ikimiz
Bu deniz kıyısı krallığında
Sevdik ama sevgiden öteydi bu sevgimiz
Gökyüzünde melekler kıskanırdı ikimizi
Bizimkisi meleklerden bile daha temiz
Ve bu yüzdendir ki
Bir buluttan bir rüzgar esti, bir gece vakti
bu deniz kıyısı krallığında
Ve asil yakınları geldi onu almaya
Üşüyen ''' ANNABEL LEE ''' mi
Bir kabre kapatmaya
Mutluydular semavatta oysa ki
-Ama bizim yarımız kadar bile değil-
Evet, evet! Sebep buydu aslında
(Bütün insanların bildiği gibi
Bir buluttan esti bir serin rüzgar
Üşüdü ve öldü '' ANNABEL LEE '''
Lakin bizim sevgimiz
çok daha kuvvetliydi
Onların kendi aralarındakinden
Hem yukarıda, hem denizin dibindeki
meleklerden, cinlerden
Ve onlarınki bizden daha eski
bizden daha akıllı
yerleri de daha genişken...
BU yüzdendir hiç kimse ayıramaz ruhumu
o güzelim ''' ANNABEL LEE'''' inkinden
Mehtap asla ışıtmaz
''' ANNABEL LEE''' in hayalini getirmeden
Yıldızlar kesinlikle doğmaz
'''ANNABEL LEE'''in parlayan gözleri görünmeden
Ve böylece uzanırım kabrine
Sevgilimin, hayatımın, gelinimin yanına
Bütün gece boyunca
deniz kıyısındaki mezarına...
E.A.POE
Çeviren: Remzi ŞANLI










