| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )


Nilgün ALEMDAR

Yazılar arşiv 07.2009 Other entries in 2009-07 resimler , videolar

ÇIRILÇIPLAK HAYATA ve BAKİRE HÜZÜNLER

 photo_67.jpg 

ÇIRILÇIPLAK HAYATA

BAKİRE HÜZÜNLER

3747'e

Boş bakıyorum boşluğuna

Yalvaran dilsiz gözlerle

Hoş yaşam sürüyor ama

Yokluğunla çoktan

Yaşam durdu bende

Sevdiğim onca şeyden

Koptum vuslatsız

Sabah altı çayı yalnızlık tadında

Sigara dumanları uzanıyor anılara

Avuçlarımdaki nemli gözlerimi 

Azad ediyorum anlamlardan

Boş baksın diye

Çırılçıplak hayata    

Bakire hüzünler soyunuyor beynimde     

Ulu orta mahrem yerlerini sunuyor cömertce     

Gem vuruyor zamana dizginleri ellerinde     

Doruğundayım hüznün ellerinde çaresizce     

Aralık onbeş dışarıda kar yağıyor pelte pelte     

Yongun akşamların kırgın bedeninde     

Esirinim esir düştüğüm gözlerinde     

Azat et beni olur mu şu kış mevsiminde     

Kardelen olup açayım hüzne       
 

Ali CEYHAN

 http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/aliceyhan.htm


ÇOCUKLUĞUM

ÇOCUKLUĞUM

 

bulut
yaşın habercisiyken
geceye kendini
bir başka kattı..

onun renginde
çatıları tutuşan bir köyün
en alt başında unuttuğum
çocukluğumun
elma bahçeleri vardı...

 

vardı
çocukluğum
ölümlerle ihtiyarladı..

ama yeşil kalmalı
aşağı tarlayı sularken
anılarımla ıslattığım
yüreğimdeki o küçük
su değirmeninin
yıkılmaz sandığım duvarı.

vardı birde
yukarı yolu çıkarken
elime tutuşturulan
yeryüzündeki en tatlı ekmeği
bana bölen ellerin
bir gün gelip ekmek olacağı
ve bir böceği doyuracağı..

benim anılarım vardı
böceklere armağan ettigim..

 

kahve önlerinde düğün oldumu
zurna sesine mırıldanırdı
boroboy eminesini

boroboy eminesi
en sevdiği havaydı
belkide orda
emine adında
gönül veripte alamadığı
bir sevdiği vardı.

ama asıl gerçek
bundan sonraki düğünlerde hiçbir halayın
doğru ayakla
başlamayacak olmasıydı

 

vardı
çocukluğum
ölümlerle ihtiyarladı..

şimdi yasa benzeyen
siyah bir bulutum..

bu kış
bir ceylan öldü ovada
suların yüreği tutuştu
kül oldu çocukluğum..
                                     A. GÜLAL

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/cocuk.htm

YAĞMALANMIŞ YAŞAM

YAĞMALANMIŞ YAŞAM

 

Yağmalanmış bir yaşamın

gözbebeklerine oturmuş

hüznüne ağlıyorum....

Seni tadıyorum orda

seni buluyorum...

Kimbilir

ne saklambaçlar oynandı !..

Kasırgalar eserken

yüreğin kaç kez gizlendi

derinliklerine senin.

Konuşamadın!..

Söyleyemedin!..

Dilinin ucunda birikti...

Artık akmalısın...

Yelken açma zamanıdır.

Kıvılcımlar fırtınası dolansın

bedeninde aşk doğursun.

Hakettiğin mutluluğundan

sen değil,

sebeb olanlar utansın!..

Bence hala

sevinçli

Sevilmelere  layıksın....

                                Ali ARSLAN

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/yasam.htm

NİL'E GAZEL

 

NİL'E GAZEL

 

Irmakların sevdalısı, uzun saçlısı

Sırtına tarihi sarıp düşmüşsün yola

Usul usul akıyorsun, derinden

zaman saygı duyuyor sana

adım adım geliyor peşinden

dursan sanki o da duracak gibi

arkandan yürüyor edebinden

Bilmem hangi dağları emerek

dağ gibi bulutları sağarak

ovalara, ekinlere, otlara

koyuna, çobana, bilcümle kullara

can yetiştiriyorsun!

söyle bana çöllerin vefâkâr, onurlu kızı:

tek başına vadilerden geçerken

balıkçılar senden rızık isterken

ay utanıp sıkılıp sonunda sereserpe

kendini kollarına atarken

neler hissediyorsun?

Her katren bereket, etrafın cennet

Geziyorsun Hızır'la, Mikail'le kol kola

Kahire, 1991

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/gazel.htm

BENİMDİ

BENİMDİ

 

yıkık dökük bir ev vardı

o ağacın altında

o ev benimdi

bir de ırmak geçerdi az uzağından

kıvrıla kıvrıla inerdi

o ırmak benimdi

kenarında çiçekler açardı

rengarenk kır çiçekleri

o çiçekler benimdi

kokusunu duyardım odamdan

bahar yeliyle eser gelirdi

o koku benimdi

her sabah güneş doğardı

evime, ırmağıma, çiçeklerime

sıcağını verirdi

o güneş benimdi

gün bitip gece geldiğinde

ay salınırdı

hale hale

o ay benimdi

bir de yıldızlar bulutsuz gökte

geceme kandil gibiydi

o yıldızlar benimdi

ılık rüzgar pencereme değdiğinde

bir çıtırtı ile çağırırdı beni

giderdim, dinlerdim

o rüzgar benimdi

kuşlar vardı cıvıl cıvıl

uçuşup duran

duyardım seslerini

o kuşlar benimdi

hangi mevsimse üzerimize düşen

yaz, kış, bahar, hazan

gelişi sevindirir, gidişi üzerdi

o mevsimler benimdi

bir de meyvesi vardı ağacımın

kızıl kızıl açardı önce çiçekleri

sonra meyvelerle dalları çökerdi

bir bir okşar severdim

o meyveler benimdi

ilk yağan karda

ılık bir yel eserdi

kışın şarkısını söyler gibi

o yel benimdi

iz bırakmak için karın üstünde

basardım basardım

biri görür de gelir diye

o iz benimdi

o sevda benimdi

                                                               Naz FERNÎBA

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/benimdi.htm

SÖYLENMEYEN ÇOK ŞEY VAR

SÖYLENMEYEN ÇOK ŞEY VAR

 

Hızlanmamalıydı bu kadar kar üstünde

Kayıp düşecek bir yerini incitecekti

O incinse ben incinecektim

Acıyacaktı bir yerim

Tutulmayacaktı uzun boylu ağaçlara

Öyle kolayca vazgeçmeyecekti gülümseyen günden

Tırmanırken yukarılara düşecek sanırdım

Korkardım

Yeni dar geçitler bulacaktı orada

Eski şehirdi, eski şehirleri severdi

Şehirler de onu severdi bilirim

Hep peşinden giderdim

‘Bak' derdi yollardaki taşları gösterip

‘Her biri bir tarih bunların'

İnanırdım

Eğilir okşardım

Birşeyler anlatırdı durmadan

Anlatır ağlardı ara ara

Ben de ağlardım

Dayanamazadım

Sanki birgün gidecekti birden

Birden bitiverecekti birliktelik

Birden bitenler ağır gelirdi bilirdim

Herkesin bildiğiydi bildiklerim

Söylemezdim

                                              Berke Talu SIRÇA

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/soylenmeyen.htm

ESKİDEN SÖYLENMİŞ BİR ŞARKIDIR

ESKİDEN SÖYLENMİŞ BİR ŞARKIDIR

 

bir çiçek almıştım sana

verdiğimde şaşırdın

niye şaşırdın bilmem

veremez miydim sana bir çiçek

konuşamaz mıydım seninle

bakamaz mıydım gözlerine

duyamaz mıydım yüreğini

tutamaz mıydım elinden

ben bu kadar sakınılan neydim?

giderdin bir telaş

ardından bakar bakar bakardım

koşsam belki yetişirdim

kime gittiğini öğrenir

başım öne düşerdi

düşlerimden taşardın

ellerim mahzunlaşırdı

dilim susar, yüreğim şahlanırdı

belki ağlardım

ben bu kadar kaçınılan neydim?

sırtında çantan

koşardın bir sağa bir sola

işin çoktu

işim çoktu

bakardın görmezdin

söylerdim duymazdın

tadını arardım

rengini arardım

boşlukta savrulurdu eteklerim

boşlukta savrulurdu yüreğim

sen savururdun

ben bu kadar uçuşan neydim?

sesim yankılanırdı koridorlarda

sesimin aksi senden dönsün beklerdim

sesim bir sana ulaşsın dilerdim

gerisi vız gelirdi

gerisi boş gelirdi

kal desen kalırdım

git desen giderdim

yeter ki bir şey demen için

düşlerine bile girerdim

farketmezdin

ben bu kadar sezilmeyen neydim?

                                                                       Ilgım Hatice BİRKEN

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/eskiden.htm

DÜNYANIN BİLMEM NERESİNDE...

DÜNYANIN BİLMEM NERESİNDE...

 

sevgili...

usul usul adımlayacaksın bu hayatta

adımların usul usul basacak yere

sen

an'ların tadına bakarken ritmini duyacaksın

dökülen şelalenin

açan çiçeğin

ve

dünyanın bilmem neresinde verilen son nefesin

ey sevgili!

anar gibisin biraz nefret katılmışlıkla

öfke belki

belki bulanmış biraz savdaya,

aşk'a...

ve

sessizliğin ardından haykırışın gelir

taa buralara

dünyanın bilmem neresinde birşeyleri bekleyen bana

sevgili...

tutmak isterse elin karanlıktan çıkan aydınlığı

uzanırsan boşluğa doğru

yüreğin dolar dolar taşarsa

ve

gözlerin dayanamaz gözyaşına bulanırsa

O var

bir büyük sevda var adına yaşanan

dünyanın bilmem neresinde ben varım umuda tutunan

ey sevgili!

ben severim

ben sevmeyi severim üstelik

çalı-çırpı, börtü-böceği

çatı katında gezinen ay kediyi

ve

gözlerindeki gülümsemeyi

hatırlar mısın ya sen

dünyanın bilmem neresindeki beni

sevgili...

ey sevgili!

                                                                 Naz FERNÎBA

http://www.siraze.net/edebiyat/siir1/dunya.htm

GÜNEŞ

GÜNEŞ

Boynunu yere serdi adam

Işıkları avuçlamak için

gözlerinden

suskun bir dilencinin

gökçe sözlerle yalvarıyor adam

bir yudum güneş için

bir yudum Kandehar, Kabil görmüş

sonra Bağdat'ta aydınlanan

Dicle'de yıkanmış, serin bir güneş

Güneş "şems"tir

Mavi rüyalarında gezinir çocukların

Buğday ören kadınları  terleri serinletir

Güneş varsa hayattasındır

Gözleri kapanırsa güneşin

ağıt toplar çocuklar zeytin dallarından

siyah ve ıslak ve kurşun çekirdeği

Ramallah sokaklarında ebabiller

Beyrut  kirpikleri ellerinde gülüyor

toynaklarından kan sızarken güneşin

bir yudum Kerkük, Keşmir görmüş

sonra Basra'da aydınlanan

Nil'de yıkanmış, serin bir güneş 

güneşini yitirmiş çocukların

yetim oyunları anasız

bir ağlasa güneş

bir tufana demirli kargılar dökülse sulara

kalkacak yerinden Habil

doğrulacak yerinden Kabil

cinayetler tek tek vurulacak ölümle

suskunluk

ortadoğu

"feinnallahe ye'ti bi'ş-Şemsi minel maşrik"

Gökhan SERTER


ANNABEL LEE

ANNABEL LEE

Uzun yıllar önceydi,

bundan çok önceleri

Bir güzel kız yaşardı

Bir deniz kıyısı krallığında

-Belki de hepinizin bildiği-

''''' ANNABEL LEE ''''

Ve hiçbir şeyi düşünmezdi bu kız

Sevilmekten başka

ve sevmekten başka beni

Çocuktuk her ikimiz

Bu deniz kıyısı krallığında

Sevdik ama sevgiden öteydi bu sevgimiz

Gökyüzünde melekler kıskanırdı ikimizi

Bizimkisi meleklerden bile daha temiz

Ve bu yüzdendir ki

Bir buluttan bir rüzgar esti, bir gece vakti

bu deniz kıyısı krallığında

Ve asil yakınları geldi onu almaya

Üşüyen ''' ANNABEL LEE ''' mi

Bir kabre kapatmaya

Mutluydular semavatta oysa ki

-Ama bizim yarımız kadar bile değil-

Evet, evet! Sebep buydu aslında

(Bütün insanların bildiği gibi

Bir buluttan esti bir serin rüzgar

Üşüdü ve öldü '' ANNABEL LEE '''

Lakin bizim sevgimiz

çok daha kuvvetliydi

Onların kendi aralarındakinden

Hem yukarıda, hem denizin dibindeki

meleklerden, cinlerden

Ve onlarınki bizden daha eski

bizden daha akıllı

yerleri de daha genişken...

BU yüzdendir hiç kimse ayıramaz ruhumu

o güzelim ''' ANNABEL LEE'''' inkinden

Mehtap asla ışıtmaz

''' ANNABEL LEE''' in hayalini getirmeden

Yıldızlar kesinlikle doğmaz

'''ANNABEL LEE'''in parlayan gözleri görünmeden

Ve böylece uzanırım kabrine

Sevgilimin, hayatımın, gelinimin yanına

Bütün gece boyunca

deniz kıyısındaki mezarına...

E.A.POE

Çeviren:  Remzi ŞANLI





MusicPlaylist
MySpace Playlist at MixPod.com

Bu site içinde Nilgün ALEMDAR imzası taşımayan yazılardaki bütün yorum ve görüşler yazı sahibine aittir...Bu site hiçbir grubun taraftarlığını hedeflemez.Hiçbir siyasi hareket, parti, sivil toplum kuruluşu veya dernek ile bağı yoktur. Herkese eşit mesafede durur. Yazı,şiir,resim,döküman,video gibi görsellerin siteye konulma amacı bilgi paylaşımı ve zengin bir tartışma ortamı yaratmaktır. ...

Diğer Bağlantı : http://nilgunalemdar.spaces.live.com

Elektronik Posta : nilgun.alemdar@hotmail.com