Eşim AyHan ALEMDAR'a "Aldığım Her Nefesin Birisi Senin"
Bak yeşil yeşil...
Ey Kalbim...
dövünmelerim özlemlerini teskin etmiyor,
gözyaşlarım susuzluğunu dindirmiyor,
hüzünlerim depremlerini bitirmiyor
ve görüyorum ki,
sahnesiz trajedim senin oyun hevesini alaşağı etmiyor.
Cemreler düşüyor sana güneş her uyandığında,
gülümsediğinde…
Umutların arkasına türkü yakıyorsun
kutsal sevdalar ummanına yelken açmayı hayal ediyor,
bekliyorsun.
Gurbetleri gömüyor okyanuslara,
sılayı düşlüyorsun..
Ve sen
ey kalbim
çığlıkların tükenmiyor bir türlü,
sesleniyor,
haykırıyor, bağırıyor, istiyorsun!
Git o halde,
azad ettim seni…
Müebbet sevdaların gamlı hazanına
Nisan ovalarının menekşe kokularına karış…
çimenlerinde..
...Farkımız...
Şiir, hisli insanlar için, toprağı sevgiden müteşekkil büyülü bir bahçe gibidir. Ucu bucağı olmayan, rengârenk çiçeklerin sabah esintilerinde, boyunlarını nazlı nazlı büktüğü bir bahçe…
Şiirin tadına eren insan yerli yersiz, kendini bu bahçenin içinde buluverir. Kimi zaman yorgun günün gurubun potasına düşüverdiği bir akşam vaktinde; kimi zaman akasya çiçeklerinin kokusunda, ıslak tren yaylarının uzayıp giden ışığında… Kimi zaman kadim bir dostun sesinde, kimi zaman ise eski bir şarkının ezgisinde; esrarlı, tatlı bir gönül sızısı ile gösterir kendini. Bilinmeyen bir çift el uzanıverir önce, ruhunu alır gider. Aslında orası olmak istediğin yerdir. Bütün iklimlerden azade; gerçek dünyanın acı ve acıtan gerçeklerinden sıyrılmış, adeta kutsanmış bir yerdir orası. Aslında şiiri, şiirle anlatmak gerekmez mi; çünkü onu yalnızca o anlar…
“Bir rüzgâr eser uzaklardan
Eğilip, hafifçe geçer saçlarından
Ve bir şeyler fısılda o an…”
İşte şiir, uzaklardan esen bir rüzgâr gibidir. Ve şair kimi isterse, rüzgârın sesinde onu bulur.
Şiir için ne desek ne yazsak bir yönü ile eksik kalmaz mı? Nasıl olsa görünmeyen ruhani bir kavramın tasvirini yapmaktır şiiri anlatmak. Her okuyan farklı şeyler bulur şiirde.
Çünkü sevginin; nerede, ne zaman, ne şekilde yoğrulup heykeltıraşın ellerinde şekillenen heykel gibi vücut bulacağı bilinmez.
Sevginin en güzel yansıması olan şiiri, hayatının vazgeçilmez bir parçası kabul edenlere sevgilerle…
Farkımız
Sen aşka yürümek dersin
Aheste adımlarla,
Ben koşmak derim delicesine
Yaşamak için seni.
Sen okursun, ben yazarım
Sevdaların en güzel
Romanını…
Şiirin tadına eren insan yerli yersiz, kendini bu bahçenin içinde buluverir. Kimi zaman yorgun günün gurubun potasına düşüverdiği bir akşam vaktinde; kimi zaman akasya çiçeklerinin kokusunda, ıslak tren yaylarının uzayıp giden ışığında… Kimi zaman kadim bir dostun sesinde, kimi zaman ise eski bir şarkının ezgisinde; esrarlı, tatlı bir gönül sızısı ile gösterir kendini. Bilinmeyen bir çift el uzanıverir önce, ruhunu alır gider. Aslında orası olmak istediğin yerdir. Bütün iklimlerden azade; gerçek dünyanın acı ve acıtan gerçeklerinden sıyrılmış, adeta kutsanmış bir yerdir orası. Aslında şiiri, şiirle anlatmak gerekmez mi; çünkü onu yalnızca o anlar…
“Bir rüzgâr eser uzaklardan
İşte şiir, uzaklardan esen bir rüzgâr gibidir. Ve şair kimi isterse, rüzgârın sesinde onu bulur.
Sevginin en güzel yansıması olan şiiri, hayatının vazgeçilmez bir parçası kabul edenlere sevgilerle…
Farkımız
KEDİ VAKTİ YA DA ULTRA-ZONE’DA LÂLE MÜLDÜR HÂLLERİ
Tanımasam bile/Sen derim sevişenlerin tümüne*
Ben sana kediydim hayatımız iki sarı ikindiydi yazda
sen bana kediydin yaşayıp yaşamamaktı gözlerimiz
sen bana kediydin ısınmış birer kıştı ellerimiz
sen bana kediydin bilmem kaç masum şiirdi kirpiklerin
sen bana kediydin Buhurumeryem bir anıydı yüzün
ben sana kediydim kanatlı melek çoğalmasıydı susmamız
ben sana kediydim sevmelerden Musevi bir sevmekti kalbin
ben sana kediydim ağzımın tuttuğu her şey bembeyazdı
sen bana kediydin aşkı aşkla tutma oyunuydu dudakların
sen bana kediydin pastel dokunuşlardı patilerin
sen bana kediydin adı Fatoş bir kedi mahcup anne
sen bana kediydin ruh hâlin ağlama biçimimdi
ben sana kediydim süt ve şarap dökmüş kedi her hâlim
sen bana kediydin Kuzey Defterleri bir anlamdı alnın
ben sana kediydim âh, boğazlı kazak bir hüzündü ömrüm!
Sen bana kediydin sende akşam turuncu kokardı
ben sana kediydim cennetimiz gidememeklerde bir köydü
sen bana kediydin kedimden ürkmüş serçe sürüsüydü paranoyan
ben sana kediydim bir adım daha vardı, gri bir kedi unutmak
sen bana kediydin miyavlamaların şiirdi lehçemde
ben sana kediydim hayatımız ara renklerdi hikâyelerde
Biz bize kediydik Bazı insanlara yağmur yağıyordu**
*) Jacques Prévert
**) Lâle Müldür
http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/yazar/18
Yürekte Yerin
Yürekte Yerin
Günü düne sorma bu gün yenidir.gif)
Sanmayın akilim ruhum delidir.gif)
Bakışıma dolan mahşer yeridir.gif)
Sırattan düşsem de yürekte yerin
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Ay güneşe küstü günden bihaber.gif)
Geceye har düştü dünden bihaber.gif)
Yıldızlar karardı benden bihaber.gif)
Karanlık sarsa da yürekte yerin.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Anlamsız kalıyor özgürlük sensiz.gif)
Sevdayı bilmeyen yürekler densiz.gif)
Kırıktır kollarım mintanım yensiz.gif)
Hasret dağlasa da yürekte yerin.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Aşkına sorgusuz tutuklu kaldım.gif)
Zindanlar içinde ummana daldım.gif)
Meleğim ruhumu yoluna saldım.gif)
Yollar bağlasa da yürekte yerin.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Eceli muamma alsa da canım.gif)
Yağlı kurşun değse akmaz hiç kanım.gif)
Özlemin içimde yanar sol yanım.gif)
Nefesim dursa da yürekte yerin
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
şiir:Ümit GAŞ
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Söyledim Sana
Ayrı düşmeyince kıymet bilinmez
.gif)
.gif)
.gif)
.gif)
Şiir : Ümit GAŞ
Sen beni hiç sevmedin ki
Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim bakışlarımı sevdin,
Çünkü gözlerimdeki seni gördün,
Gözlerimdi hep sana ağlayan,
Gözlerindi beni sana baktıran,
Sen beni değil kendini sevdin…
Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim hayallerimi sevdin,
Çünkü hayallerimdeki seni gördün,
Hayallerimdi beni sana adayan,
Hayallerindi asla benim olmayan,
Sen beni değil kendini sevdin…

Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim yüreğimi sevdin,
Çünkü yüreğimdeki seni gördün,
Yüreğimdi beni sana koşturan,
Yüreğindi asla bende kalmayan,
Sen beni değil kendini sevdin…

Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim tutkularımı sevdin,
Çünkü tutkularımda seni gördün,
Tutkularımdı senden ayrılmayan,
Tutkularındı içinde ben olmayan,
Sen beni değil kendini sevdin…

Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim sevdamı sevdin,
Çünkü sevdamda kendini gördün,
Sevdamdı seni bana bağlayan,
Sevdandı bende yarım olan,
Sen beni değil kendini sevdin…

Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim yarınlarımı sevdin,
Çünkü yarınlarımda sen vardın,
Yarınlarımdı beni sana ağlatan,
Yarınlarındı benim olmayan,
Sen beni değil kendini sevdin…
Sen beni hiç sevmedin ki,
Sen benim gözyaşımı sevdin,
Çünkü gözyaşımda sen vardın,
Gözyaşımdı sen olup süzülen,
Gözyaşındı ben olup giderken sevinen,
Sen beni değil kendini sevdin…
Kağıt Gemi ...
Kağıttan bir gemi yaptım küçücük
Ya 5 öpücük sığar içine
Ya 10 öpücük
Kız kardeşim
10 öpücük batar bu gemi dedi
Sen misin
15 öpücük
Anam sakın denize atma dedi
Doğru havuza
Sen misin
Doğru denize,
Ama ıslanmasıyla batması bir oldu.
Bir gemi daha yaparım ne çıkar
Hem bu sefer öpücük yerine
Sunturlu birkaç küfür
Daha birkaç gemi yaparım
Çok şükür..
Bedri Rahmi Eyüboğlu
http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/213


















